Hayatin anlami ne?
Peki, hayatin anlamini anlamak gibi bir seye ihtiyacimiz var mi? Neden anlamaya çalisiyoruz? Hayati anlamak yerine yasamak daha iyi olmaz mi? Hayat dedigimiz sey yasamin kendisi ve toplami degil mi? Iyi bir hayat nasil olur, iyi bir hayat rahat ve zengin bir hayat midir, insanin nefsini tatmin etmesi demek midir? Yoksa hayata baska bir anlam mi bulmak lazim? Ilk bakista nefsi tatmin etme ve rahata erismek için verilmis mücadele çok yüzeysel ve basit geliyor. Ama ne yaparsak yapalim her harekette nefsimiz kendine bir pay çikartmayacak mi? Bir seyler icat etsek aklimizin gücüne inanip kendimizi baska insanlardan daha degerli ve üstün bulmayacak miyiz? Birine iyilik etsek bir fakirin karnini doyursak, kendimizle yine gurur duyup o insan sayemde açliktan kurtuldu diyerek nefsin enerji kaynagi olan gurura ve kibir’e kapilmaz miyiz? Inançli bir insan için düsünce tarzi tabiî ki böyle olmazdi. Ben sadece bir sebeptim yagmurun yagmasina sebep olan bulut gibi, ben olmasaydim Allah o açin karnini doyurmak için baska birini sebep ederdi diye düsünürdü ve nefsinin simarmasina engel olmaya çalisirdi. Ama gene Allahin o aç insani doyurmak için onu sebep seçmesinden kendine bir gurur payi çikarirdi herhalde. Hayatin anlami nefsi tatmin etmek degilse ne? Hayata anlam verebilmek için ne lazim. Hayati anlaya bilmek için biraz insan örneklerine bakmak lazim. Bir tüccarin hayatinin anlami kazanmak, alip, satmak ve basarili olmak mi? Bir ilim adaminin hayatina anlam veren seyler sadece ilim ve icatlar mi? Aslinda anlamli geliyor, ama insanliga hizmetten çok nefislerine hizmet etmiyorlar mi? Hayatin anlamini bulabilmemiz için belki de dogru soruyu sormak lazim. Dogru soru, biz bu hayata neden geldik? olabilir. Hayatin çogunu sürünerek geçiren ve sadece geri kalan 10 saatini uçarak rahat eden kelebekler gibi yasamaya mi geldik? Aramizda böyle yasayan insanlar çok'ça var, hayatinin büyük bir kismini huzur ve rahata kavusmak için çürüten ve geri kalan az ve hastalikli kisminda huzur bulmaya çalisiyorlar. Bu bir basari degil hayal kirikligi verir insana. Belki de dünyaya gelisimizin sebebi nefsimizi tatmin etmek içindir, belki de hayati baskalari için degil kendimiz için yasamak gerekir. Yasarken nefsimizi simartmadan yasayabilme sanatina erise bilmekte hayata gelis sebebimiz olabilir. Peki, her sey bu kadar basit mi? Hayata gelisimiz kadar hayati terk edisimizde önemli degil mi? Hayatin son kisminda kendimizi nasil ve nerede görmek isterdik. Romanlarin çogunda oldugu gibi öykünün sonu gelmeden geneli bir anlam vermeye biliyor. Hayat acaba basinda veya ortasinda degil de sonunda anlasilacak bir Sey olabilir mi? Kitaplarin bir sonu ve bu sonun ne zaman gelecegini biliyoruz, ama hayatin sonu ne zaman ve ne sekilde gelecegini bilmedigimiz için galiba biraz erken anlam çikarmaya çalisiyoruz. Hayatin anlamini kimler çözmüstür? Misal, Atatürk için hayatin anlami ne olsa gerek? Ne yapti hayatinda? Ülkeyi aydinliga tasidi. Kendi için ne yapti? Ata türkün ideali sadece ülkeyi kurtarmak miydi? Kendi çikari neydi? Nefsini oksamak ve bir seyleri basara bilmis olmanin gururu ve isminin ölümsüz olmasi miydi? Peki, ülkeyi kurtarma girisiminde bulunmadan önce böyle bir sonucun çikacagini tahmin ediyor muydu? Ülkeyi kurtardi bir tarih yazdi ünlü ve söhret oldu ve her ölümlü gibi oda hayati terk etti. Atatürk kendi nefsini tatmin etmek için mi yasadi? O takdirde Atatürk hayatina bir anlam verdi diye biliriz, ama bizim bulundugumuz ortam kahramanliklara elverisli bir ortam degil, onun kadar sansli olmaya biliriz. Hayatin anlami hayat son buldugunda insan olarak hayati noktalamak iyi bir son olabilir. Insan ola bilmek içinde insani anlamak, insani anlaya bilmek için tabiati ve evrenin dengesini anlamak lazim. Insan hayati boyunca bir çiçegin nasil canlandigini, günesi, böcegi merak etmiyor ve düsünmüyorsa, bir baska insani anlaya bilme gibi bir çabada göstermemisse, zaten hayatina bir anlam vermeye çalismiyordur. Baskalarinin veya baska seylerin hal ve durumunu anlamak ve dogru tahmin etmek sart degil, burada önemli olan tahmin yürütebilmek ve anlamaya çalismak. Hayati boyunca sarayda yasamis iki prensi ele alalim, biri merak edip anlamaya çalissin, öbürü gayesiz yasasin, bunlardan hangisi hayatta daha çok tecrübe toplayip ve bilgi sahibi olmustur hiç tereddütsüz bellidir. Sonumuz geldiginde insanlarin çogunun nefreti yerine sevgisini kazanmis olarak hayattan ayrilmak iyi bir son olur. Dilegimiz nefsimizi doyurmak mi? Bu iki sikli bir sorudur evet ve hayir cevabi duruma göre degisir. Hayatin sonu asil baslangiç oldugu bir gercektir. Burada toplaya bilecegimiz kadar bilginin bize yeni baslayacagimiz hayatta mutlaka lazim olacak, bu bilgilerin dogrulugu, mantikli bilgilerin olmasi ve bizim bu bilgileri süzüp dogru degerlendirmemiz için çaba göstermemiz gerekir. Bilgi, bilgi, bilgi ve bu bilgileri dogru yerlerde kullanabilmek bizi belki bir Atatürk, bir Hitler belki de normal halli bir insan yapar, bu bize ve kadere kalmis. Hayattan sonra baska bir hayat, bir ödül, ve bir uyanis, yoksa zaten bilgi toplamanin, nefsini timar etmenin bir anlami kalmaz.Hayata anlam verin nefsinizin kölesi olup köle gibi degil, kendinizi bulup insan gibi yasayin anlam bulursunuz belki. Hayatin anlami ölüm, çogu kisi ölümü düsüncelerden uzak tuttuklari için hayatin anlamini bulmakta zorlaniyorlar. Sonsuz bas bassizda son olamaz.