×
                                   
  AnaSayfa | Haber | Burçlar | ilanlar | iletişim
Turkish English German  
İçinizdeki Ses! Gabile.com   Albatros_84:[] İnsan olduğumuzu unutmayalım. İnsanlık iyidir. İyilik iyidir. .     |     fromUKcan:[] Pazartesi günü istanbuldayim, .     |     misafir00:[] merhaba, nasılsınız? .     |     Mavilion:[] Bazı bakışlar tesadüf değil, çekim alanının ince bir oyunudur 🎵💖 .     |     Sabahsabah:[Malatya] Malatyada yeri olan pasifler nerdesiniz ya çıkın lütfen artık ortaya ya .     |     BucaDenizP23:[izmir] selam herkese .     |     MertSoylular:[Ankara] araç ve yer var.. .     |     pluton_23:[izmir] Uzun bir aradan sonra tüm Gabile dünyasına Merhaba, her zamanki biz bize yeteriz... .     |     Travesti_Seren:[istanbul] Kafayı bulduktan sonra herkes sever, söyleyin ona beni 2 duble rakıdan önce sevsin.👍 .     |     ramon06:[Ankara] Ankara mamaktan ulaşın bana .     |     bursalipasif16:[Bursa] Bursadan beyler mesaj bekliyorumm <3 .     |     eros:[izmir] Bu gün haberini aldım çok çok üzgünüm. Canım eRiSs`im Toprak seni incitmesin. Mekanın cennet olsun. .     |     abuca35a:[izmir] Merhaba güzel kızlar sizleri özelime bekliyorum görüşmek üzere. .     |     p25ist:[istanbul] selam, sohbet etmek isteyen olgun insanlar yazsın .     |     cancana:[istanbul] dostluk muhabbet güvenli ve temiz bir arkadaşlıkgerisi size kalmış... .     |     PassiveGon:[Balikesir] Selamlar mesajınızı bekliyorum .     |     inac:[Ankara] Herkesi profilimi okumaya davet ediyorum .     |     baliksever:[Adana] Deniz, kum, Güneş ve balık seven güzel insanla tanışmak isterim. .     |     samcan:[Samsun] sağlık..mutluluk ve huzurlu ir yıl diliyorum herkese. .     |     Lalepsfolg212:[istanbul] Beylikdüzü civarı olgun esmerler yazabilir .     |    
Login
Lütfen Bilgilerinizi Giriniz.
Rumuz:
Şifre:
Şifremi Unuttum

Şu an Online
1008 Üye var




Hızlı Ara | Detaylı Ara | Özel Ara | Yeni Üyeler | Popüler 100 | Mart TOP 10

  •       SEÇİLEN HİKAYE      

SONRA SEN GELDİN... :

>Bu hikaye senin için!
> Anlamak kelimesini sözlüklerden çıkartıp elimle dokunacağım kadar
somut hale getirdiğin ve yüreğime yerleştirmeme yardım ettiğin için...
>
> Anlamak ve anlaşılmanın en güzel denilen sevişmeleri
kıskandırdığını bildiğin ve bana da
öğrettiğin için...
>Durum ne olursa olsun, dilinde bu kadar güzel bir özgürlük
şarkısıyla yaşayabildiğin için...
>Senin için...
>
>Bu, insanın içinde yaşatıp zamanla sevdiği ve kendisine çok acı verse
de, neredeyse bedenine bir organ gibi eklediği, hüzün doğuran tüm uzun
soluklu duyguları yerle bir eden, kısacık bir hikayedir!*
>*Sonra sen geldin.**
>
>Yaşayıp gidiyordum... Yaşayıp gitmek! Ne saçma! Bu fiili nedense,
hayatımızın sıkıcı olduğunu, bir günün diğerindenfarklı
>geçmediğini düşündüğümüzde kullanırız. Oysa tam tersi olması gerekmez
mi? Yaşamak ve gitmek...
> Yaşıyorum, gidiyorum, yol alıyorum. O halde şöyle demeliyim:
>
>"Yaşıyordum ama gitmiyordum." veya "Gidiyordum akıp zaman içinde,
kaybolmuş vaziyette, ancak yaşamıyordum."
>
>Bir aşk hikayesine boyanmıştı bütün mevsimlerim Tuhaflığı yoktu yazın
kazak giyip de
>Kışın denize girişimin Kazağımda da aşk kokusu vardı Acıma dokunan ve
Nasıl kokacağını şaşıran Yosunlarda da
>
>**Sonra sen geldin.**
>
>"Hadi gel, hayatı anlayalım ve anlatalım." dedin. Çok konuştuk bu
konuda, çok... Hem her duygunun tarifini almak istedin hem de hepsi
hakkında, bildiğin ne varsa bana vermek. Seninle konuştukça,
>kendime dair son derece basit ama yine de hiç üzerinde durmadığım bir
şeyler
>olduğunu görmek beni nasıl da şaşırtıyordu.
>
> Acı konusunda çok konakladık...
>
>Kanattıkça beni böyle acı Ve sohbetler yetmeyince nefes almaya
Ağlardım Yaralarımdan şiir yapardım
>Acı bir annedir, durmadan hüzün doğuran. Ahh, ben o hüzünlerle
boğuşmak, azıcık nefes alabilmek için kaç kitap okudum, kaç film izledim,
kaç hayat belledim, bir bilseniz.
>Yooo! Dostlarıma haksızlık edemem şimdi. Turuncuya boyalı güney
>akşamlarından,
>fesleğen kokulu batı ikindilerinden, kuzeyin gri sabahlarına kadar kaç
sohbet vardır yüreğimde
>daima saklayacağım.
>Ahh, benim kelimelerle beyinlerinde tepindiğim dostlarım...
>Nasıl da isterlerdi gözlerimden yanaklarıma dökemediğim gülüşleri
görmeyi. Bence,
>dostlar daima gülmek ve gülümsemek arasındaki farkı bilirler, bu
nedenle onlara arkadaş değil de dost deriz zaten.
>Her sohbette yüreğimi yatırıp masaya, son derece dikkatli ve zarif
hareketlerle,
>acı ve hüzün doğuran parçalarıma ulaşır,
>üzerini örterlerdi. İyi hissederdim bir süre.
>Apartmanların üzerinde uçuşan martıları fark ederdim en azından.
>Ancak sonra yine hüzün... Yüzsüz hüzün...
>
>Baktığım yerlerde gözlerim Bazen öyle uzun kalırdı
>İnanmazsınız ama Baktığım yerler sıkılırdı
>
>**Sonra sen geldin.**
>
>Geldin ve: "Hele şu yükünün birazını bana ver." dedin. Şaşırdım
>çünkü görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği
yoktu.
>Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa
çıkmak için
>özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da
niceliğini,
>yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten.
>
>Konuşurken bir yandan da yüreğimin en tozlanmış veuzun süredir de
yanına hiç uğranmamış parçasını koydun masaya. "Bak," dedin
>"bunlar **hayat dostu parçalar **. Şimdi bunları öyle güzel
temizleyeceğiz ki bir daha canın **içindeki parçalara** dokunmak
istediğinde ve hüzne giderken,
>bunların ışıltısına takılacaksın. Takılacaksın ki hüzün doğuran acı
parçaları
>koyuvereceksin yerinde tozlanmaya. Böylece de zamanla ağırlıkları,
olması gerektiği kadar olacak.
>Oysa sen ha bire parlatıp parlatıp durmadan onlara bakıyordun
>önceden ve bu da onları olduğundan ağır hale getiriyordu.
>Oysa tam tersini de yapabiliriz hepimiz.
>Işıldayan parça daima daha ağırdır. Gel, hayat dostu parçaları
ışıldatalım durmadan."
>
>Sen geldin
>Kelimelerini şekere batırarak
>Sen geldin
>Baktığın yerlerde çiçekler bırakarak
>
>Acıya ve hüzne gereğinden çok yüz vermemeli insan.
>Ben artık hüznü içimde şişmanlatmamayı, başarıyorum galiba.
>Geçen gün ne gördüm dersiniz?
>Meğer ne kadar yakışıyormuş martılar denizin üzerine! Hikayebu kadar...
>
>Merak edeceksiniz belki, bu değişiklikleri sağlayan dostum kimdi?
Diyelim ki, kırk yaşını geçmiş veya otuzuna gelmemiş bir adamdı,
>seksen yaşında birihtiyar,
>hep otuzunda yaşayan bir kadındı ya da dört yaşında bir çocuk;
>hem hepsiydi, hem hiçbiri değildi. Ne fark eder ki? Bir can dı.
>
>Canımın içi değil
>İçimin canı olup da
>Sen
>Geldin
>Üstelik
>Aşk da
>Değildin
>..............................
>
>**Hoş geldin*


.:. Editör : FuRKaN .:.           

Okunma: 4481

»» GERİ ««


|   İletişim  |   Sözleşme  |   Yardım  |   Site Haritası  |  

Gabile.com bir tanışma, arkadaşlık ve eğlence servisidir.
Bu siteye üye olan herkes Kullanıcı sözleşmesini okumuş ve kabul etmiş sayılır.
Her hakkı saklıdır. Copyright ©1999-2013 GaBiLe




GaBiLe Bir Kodme Bilişim Hizmetidir.

Veri Merkezi